Mescid-i Kubâ, Medine’ye yürüme mesafesinde, hurma bahçeleriyle ünlü verimli bir vaha üzerinde kurulmuş, İslam’ın ilk mescidi olma şerefine sahip kutsal bir mekândır. Adını, bulunduğu bölgedeki bir kuyudan almıştır.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Mekke’den Medine’ye hicreti sırasında bu bölgeye gelmiş ve burada 14 gün misafir kalmıştır. Bu süre zarfında bizzat kendisinin de inşaatında çalıştığı bu ilk mescidi yaptırmıştır. Mescid-i Kubâ, Mescid-i Haram, Mescid-i Nebevi ve Mescid-i Aksa’dan sonra en faziletli mescit olarak kabul edilir.
Kur’an-ı Kerim’de, Tevbe Suresi’nin 108. ayetinde adı geçen mescidin, Mescid-i Kubâ olduğu kabul edilir. Ayette şöyle buyurulur:
“Tâ ilk günden takva üzere tesis edilen mescit içinde namaz kılman elbette daha layıktır. Onun içinde çok temizlenmeyi sevenler vardır. Allah da çokça temizlenenleri sever.” (Tevbe, 108)
Bu ayette geçen “temizliği seven erkekler” ifadesiyle, su ile temizlenmeyi âdet haline getiren Kubâ halkı kastedilmiştir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Mescid-i Kubâ’da namaz kılmanın faziletini bir umre sevabına denk tutmuştur. Bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur:
“Kim evinde güzelce temizlenip abdest aldıktan sonra başka maksatla değil, sadece namaz kılmak için Kuba Mescidi’ne giderse bir umre yapmış gibi sevap kazanır.” (Tecrid)
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Medine’de bulunduğu zamanlarda genellikle Cumartesi, bazen de Pazartesi günleri Mescid-i Kubâ’ya giderek namaz kılar, Kur’an derslerini denetler ve soruları yanıtlardı. Bugün de burayı ziyaret etmek ve namaz kılmak müstehaptır. Ziyaretçiler, bazen binekli, bazen de yaya olarak gelerek bu tarihi mescitte ibadetlerini yerine getirirler.