Hudeybiye, Mekke’nin 24 km kuzeybatısında, günümüzde eş-Şümeysi olarak bilinen beldede yer alan, İslam tarihinde önemli dönüm noktalarından birine sahne olan kutsal bir mekândır.
Hicretin üzerinden 6 yıl geçmişti ve Müslümanlar Mekke’ye olan özlemleri nedeniyle umre yapmak istiyordu. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), rüyasında sahabeleriyle birlikte Kâbe’yi güven içinde ziyaret ettiklerini gördü ve 1400 kadar sahabe ile umre için yola çıktı. Hudeybiye kuyusuna geldiklerinde Kureyşliler tarafından engellendiler.
“Şüphesiz Allah, (Hudeybiye’de) o ağacın altında sana biat ettikleri zaman, müminlerden razı oldu. Onların kalplerindeki ihlası bildiği için üzerlerine sekinet, huzur ve güven indirdi. Onlara yakın bir fetih ve elde edecekleri birçok ganimetler nasip etti. Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Fetih, 18-19)
Müşrikler, Müslümanların kararlılığını görünce barış yapmaya razı oldular. Hz. Osman’ın hayatta olduğu anlaşıldıktan sonra, görünüşte Müslümanların aleyhine gibi duran, ancak ileride büyük fetihlerin kapısını açan Hudeybiye Antlaşması imzalandı. Müslümanlar, umre ibadetini yerine getirmeden kurbanlarını keserek Medine’ye geri döndüler.
Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) rüyası, bir yıl sonra “Umretü’l Kazâ” (Kaza Umresi) adıyla gerçekleşti. Bu olay, Mekke’ye giden yolun resmen açılmasını sağladı. Antlaşmanın yapıldığı yerin, eş-Şümeysi beldesinin doğusunda bir mezarlığın kenarında olduğu düşünülmektedir. Bu bölge, aynı zamanda umre için bir mikat mahallidir.